Bu hafta izlediğim iki filmden bahsedeceğim size; biri Türkiye-Bulgaristan ortak yapımı olan Çalıntı Gözler, diğeri de Will Smith’in oynadığı Seven Pounds.
2005 Türkiye-Bulgaristan ortak yapımı olan film 1984-1989 yılları arasında Bulgaristan’da yaşanan olayları ve gçöü biraz aşkla da bezeyerekanlatmaya çalışıyor. Yönetmeni Radoslav Spassov olan filmin başrollerinde Vesela Kazakova, Valeri Yordanov ve Nejat İşler yer alıyor.Daha önce izlemiş olsam da bugün yine annemin yoğun isteği üzerine tekrar beraberce izledik filmi. Filmde belki başkasını rahatsız etmeyecek ama orada doğup büyüyenlerin gözüne batacak eksiklikler yok değil. Beni en çok rahatsız eden ana kadın karakterin Türkçe dublajlı sahneleriydi. Bu sahnelerin dublajı için en azından Türk bir oyuncu ya da Bulgaristan Türkleri’nden bir bayan kullanılabilirdi. Filmde o zaman yaşanan olayların yanında bir aşk hikayesi de barındırıyor içinde. Yaşanan olayların belgeseli yapılsa bence çok daha başarılı olacaktır ama yine de bu konu üzerine oturtulmuş çok fazla film olmadığından o zamanlarda yaşananlar hakkında az da olsa bilgi sahibi olmak isteyenlerin izleyebileceği bir film. Belki gözlerinden yaşlar gelmeyecektir izlerken ama şimdi “Semra” yerine “Sylvia” diye çağrılmak zorunda kalmış olacak olan benim gibi pek çok kişinin neler hissettiklerini bir nebze olsun anlayabileceklerdir.
Seven Pounds Will Smith ve Rosario Dawson’ın başrollerinde oynadığı güzel bir film. Yönetmeni, Will Smith’in oynadığı The Pursuit of Happyness (Mutluluğun Peşinde) filminin de yönetmeni olan Gabriele Muccino.Hikayeyi çok anlatmayacağım zira hikayeyi bilirseniz aynı tadı alamayacağınız türden bir film. Will Smith bir dikkatsizlik sonucu büyük bir pişmanlık yaşayan ve hayatının bundan sonrasını bu pişmanlığı gidermeye adayan bir karakteri canlandırıyor. İlk 20-30 dk. olayların nereye bağlanacağını merakla takip ediyorsunuz, sonrasında tahminlerde bulunuyorsunuz ki tahminleriniz sonunda sizi yanıltmıyor. Başlarda sıkılıp “Eee hadi ama bi yere bağlansın” diye feryat edebilirsiniz ama biraz sabır )Ve son 15-20 dk. tüm düğümler çözülüyor ve ağlayacağınız da varsa, sizi içinizi çeke çeke ağlatmayı başarıyor. Şunu da belirtmek isterim ki Emily karakterini canlandıran Rosario Dawson gerçekten çok gerçekçi ve başarılı bir oyunculuk sergilemiş.
Bugün internette gezerken Honda’nın kurucusu Soichiro Honda için hazırlanmış bu güzel animasyona rastladım. Hayallere inanmanın gücüne sizi yeniden inandıracak bir animasyon. Sonrasında da Soichiro Honda‘nın hayat hikayesini okudum buradan. Gerçekten çok istersek gerçekleşmeyecek birşey yok hayatta. “Japonlar yapmış/yapar abi” diyenlere ve eziklik hissedenlere de izlemedilerse Devrim Arabaları filmini tavsiye ederim.
İstanbul’da çok güzel yağmur yağıyor.Sizin oralarda da yağıyorsa ve de canınız da sıkkınsa, üstüne biraz da melankoli eklediyseniz, canınızı acıtmak istiyorsa canınız bu filmi izlemenin tam zamanıdır.
Şimdi Türkiye’nin bir ucunda askerlik yapmakta olan bir arkadaşımın bir ev ziyaretinde youtube’dan bize kısa görüntülerini izletmesiyle çok merak ettiğim,bulup izledikten sonra defalarca daha izlediğim ve canım sıkıldıkça tekrar açıp izlediğim bir film oldu.Bu benim takıntılı kimliğimle de alakalı pek tabi.(Bkz.Sevdim mi tam severim).Evet kısaca filmden bahsedersek, 2001 Güney Kore yapımı, yaklaşık iki saat süren bir film.Orjinal adı Yeopgijeogin Geunyeo.Aslında tam anlamıyla romantik komedi denilebilir ama bildiğiniz sabun köpüğü romantik komedilerden değil.Üç bölümden oluşan filmin ilk bölümünde bolca kahkaha atarken,ikinci bölümde hüzün rüzgarlarının esmeye başlamasıyla beraber filmin sonunda gözyaşlarınızı tutmaya çalıştığınızı ve boğazınızda birşeylerin düğümleniyor olduğunu farkediyorsunuz.IMDB‘den de 8.1 puan almayı başarmış bir film.Başka neler mi var;(önceki yazılardan da aşinasınızdır bundan sonrası bolca spoiler içerir, dikkat! ) Devam »
Biliyorum bu aralar blogu şiir ve şarkıya boğdum ama çok sevdiğim bir şarkıyı sizlerle paylaşmak istedim yine.Sevgili Suzan Kardeş’in Bekriya albümünde seslendirdiği Kır Çiçeği şarkısı.Sezen Aksu’nun bir şarkısı ve yine onunla düet yapıyorlar.Ancak Suzan Kardeş öyle dokunaklı söylüyor ki kayıtsız kalamıyor eşlik ediyorsunuz siz de.Albümdeki diğer favori parçam da ”Bir Kızıl Gonca”.Suzan Kardeş kim derseniz yılların usta makyözü, pek çok sanatçının ve oyuncunun makyajını yapan kişi.Belki Bir Demet Tiyatro’dan da hatırlayanlarınız olur; hani şu laz bakkalın yanında oturan ve camdan habire Tombalak’a tatlı sert çıkışan Laz teyze.Halen de BKM’nin kadrolu makyözü.Kısaca tavsiye olunur efenim, edininiz dinleyiniz.
Bu arada Kanal 24‘de yarın akşam bir konserinin yayınlanacağını gördüm reklamlarda.Sizlere kesin bilgi vermek için internete daldım ama nafile.Kanalın sitesi sadece canlı yayın ve iletişim adreslerinden oluşmakta.Başka bir linkten yayın akışlarını bulsam da o da pek sağlıklı değildi.Yeni sitenin yakında yayına gireceği ibaresi var ama yine de ulusal bir kanala yakıştıramadım.Velhasılkelam yarın akşam 20:00 diye hatırlıyorum saatini,kontrol etmek size kalıyor artık.
Bir de film önereyim bari:) Bu akşam Türk-Yunan ortak yapımı ve İstanbul doğumlu bir Yunan olan Tassos Boulmetis’in yönettiği “Bir Tutam Baharat” filmi gösterilecek.Türkiye’de gösterime girmedi ancak Yunanistan’da büyük ilgi görmüş.Bakalım fırsat olursa ben de izleyeceğim.Film Kanal D’de 23:15′te..
Son Yorumlar