Beni Takip Edin !

25
Mayıs
2009

Sanki bir şeyleri hissetmiş gibi gözleri sana kitlenen mavi gözlü bir çocuk..

Doğuştan annelik hissinin fazlasıyla bahşedildiğini düşündüğün bir yüreğin anne oluş sürecine tanıklık etmek..

Aslında bu kadar sıradan olabilmek mi en doğrusu diye düşünmek..Hayatta daha önemli ne var ki..Kendini kurtaramadan başkalarını kurtarmaya yeltenmek ne kadar doğru? Küçük hayaller; küçük görülen(!) hayaller..

Seneye hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmeden; “belki seneye..” diyen bir yürek..

Buldukları iki karış toprağa bir şeyler ekmekten geri durmayan toprağımın insanları..

Sokağa girer girmez sizi karşılayan mis kokular..Gözünüzü, gönlünüzü şenlendiren renkler ve kokular..Güller, hanımelleri, sardunyalar..Alabildiğine yeşillik, alabildiğine renk..

Yine yapılacak işler beklerken yapılan tembellik..

Burasının havası mı çarpıyor ne? Devamlı bir uyuma isteği..Temiz havaya vücudun tepkisi belki de..Belki de uykusuz geçen gecelerin acısı..

Son yarım saatte ele yakılan mis kokulu kına..

Klasikleşen yargılar, söylenmeler..Ve bunların karşısında “Ama ben..” diyememeler..

Her doğrunun her yerde söylenemeyeceği gerçeğinin içinize çöreklediği çaresizlik hissi..

Onuncu köye yollanmaya razı ama dokuz köydeki sevdiklerini de göz ardı edemeyen ve susan, susan ,susan..Sustukça içindekiler biriken bir kız..

Birikenler göz ucuna kadar gelince kendini sıkıp yine içe akıtan..

Hep yalnız kalacağı gerçeğini kabullenmek zor olsa da kabullenen..

Çok mu zor yaşanılan hayatın konforundan vazgeçmek..Senin gibi olmayanları olduğu gibi kabullenmek?Çok mu zor? Anlam veremeyen..

Her şeyin çok zor olacağını bilen..Endişe eden, hep düşünen, paylaşamayan..Anlaşılamayacağını bilen..

Kimseye söyleyemediği hayaller kuran..Belki, belki olur diye ümid eden..

Belki de verdiği kararlarla daha da yalnızlaşacak olan..İkiyüzlü ve içten pazarlıklı algılanma ihitmali canını acıtan..

En yakın sandığının bile yanına yaklaşamayacak kadar uzak kalması..

Üç günün her gününde arşınlanan yollar..Hey ömrüm sen böyle mi geçeceksin?

Ben miyim istikrarlı? Hadi oradan..Bu kadar dalgalanırken yürek, gelgitleri bu kadar çok yaşarken istikrardan bahsedebilir misin ki? Bir gün her şeyi boş ver deyip ertesi gün sımsıkı sarılmalı derken mi?

Bu kadar merhamet fazla mı ki? İyi niyetin fazlası aptallık mı olur? Kendine acımadan kıyarken; kimseye kıyamamak..

Yüreğinin gün geçtikçe yumuşadığını hissederken; dışarıdan daha da boş vermiş görünmek her şeyi..

Bir hafta, bir ay, belki de üç ay sonra her şeyin değişebilme ihtimali..Her şeyi bırakabilme ihtimali..

İhtimaller içinde boğulabilme ihtimali..

Aşk üzere doğup, aşkla yaşayıp, aşkın ta kendisi olup da aşkı hakkıyla yaşayamamak..Aslında içindeyken başka yerlerde aramaktan usanmamak..Kör olmak görmeyi var edene..Sağırlaşmak en mühim nameye..

Bir tek zerresi olamamak..Bir hiçken; “Hiç” olmanın yanından bile geçememek..

Ağızdan düşmeyen bir Aşk’ı hakkıyla yaşayamamak..Riya kapısında bir garib bülbül olmak..Leyla’dan geçme faslına bir türlü geçemeyen bir Mecnun olmak..

Bir Yusuf bulamamak, bir Züleyha olamamak..

Sus,pus olmak..Puslu bir sabahta Aşk’ı ararken; kendi içindeki labirentlerde kaybolmak..

24.05.2009

Bursa – İstanbul arası, aklın dumanlandığı bir yerden..

Bir Cevap Yazın