Beni Takip Edin !

15
Şubat
2009

15 Şubat 2009..

Benim için önemli bir tarihin yıl dönümüymüş bugün..Bir yıl önce bugün, kendime yönelen ilk adımımı atamamış olsam da o ilk adımı atmak için yapılması gereken ilk hamleyi yaptığım tarihtir.Ki o ilk adım çok sonradan gelecekti..

Ne zormuş meğer insanın kendine yönelmesi, kendi sesini dinlemesi ve ona göre hareket etmeye karar verip buna teşebbüs etmesi.Başkasına kolay olan belki de bana zordur, karakter meselesi..Uzatıyorum sanırım..

Neler oldu bu bir yılda? Neler olmadı ki?

İlk hamle geldi önce.Ardından ufak adımlar..Sorgulamalar,sorgulanmalar.Hem yalnız hem de kimse tarafından anlaşılamayacak hissetmeler..Yine de ayakta durmaya çalışmalar.Ve hep temkinli ve ağır olmalar.

Sonrasında çok daha önceden atılması gereken, ama atıldığı gün de çok anlamlı olan; çıkılan yol dikkate alındığında küçük ama benim için büyük ve çok önemli bir adım..Ve o adımdan sonra geriye doğru atılan adımlar; pişmanlıklara sürükleyen, yine yine yeniden yapılan hatalar..

Vuslatlar, hasretler, yarenlikler ve ayrılıklar..Bitip tükenmeyen sorular..Olan onca şeye rağmen umudunu yitirmemeler..Okumalar, öğrenmeler, yarım yamalak da olsa yaşamalar..

Ne yardan ne serden geçememeler..Ser tarafını azaltmaya çalışsam da, yok sayabilecek duruma gelmeye daha çok olmalar..

Düşündüm de insanın yaşamı ne kadar garip.Her gün yeniden doğuyormuşuz gibi yepyeni olaylara gebe.Her gün bazı şeyler için, birileri için yaşamın son günü aslında..İnsan aslında ne kadar çok değişiyor da bir o kadar da aynı kalıyor yıllar geçerken..Elbette ben de payımı alıyorum tüm yaşananlardan.Bir yanım değişmeye çalışırken, bir yanım doğduğumdan beri aynı kalıyor sanki.Sonra düşünüyorum da; aslında değişmeyi isteyen,değişen veya değişmeye çalışan yanımı tetikleyen; o yıllardır hiç değişmeyen yanım.Evet aslında ben buyum.Her şeyimle bir bütünüm.Eskisi de yenisi de,olduğu ve olmak istediği de.Hamurum böyle karılmış olmalı.Hamuru karan biliyor da, ben yeni görüyorum belki de.

Bazı şeyleri başka görüyorum, bazı insanları. Bazıları da beni başka görüyordur, ya da başka olduğumu göremiyordur diğer başkaları da. Şaşırtıyorum bazılarını da. Oysa ben şaşırmıyorum hala hiçbir şeye.

Kendimle biraz daha barışıyorum her geçen gün, ama henüz yeteri kadar değil. Biraz daha rahat ve cesur davranıyorum ama henüz yeteri kadar değil.Yoldayım çünkü, daha koşamıyorum bile üstelik.Emekliyorum henüz, bir gün koşabilmenin hayaliyle..Ayakta durabilmek bunca mutluluk veriyorsa koşmak nasıldır diye hayal ediyorum.

Benim yolum bu, kimseninkine benzemeyen. Ayağa kalkmak için ilk hamleyi yapan, emekleyen, ayakta duran ve bir gün koşma ümidiyle küçücük adımlarla ilerleyen de benim. Üç beş adım atmayı hayal edip de yerinde sayan da..Hepsi benim işte.Hayaller kuruyorum, kendime bile söylemekten çekindiğim.Kimseye bildirmiyorum..Bir şeyler yapıyorum da, ilerde benden beklenenleri yapma konusunda soru işaretleri bırakıyorum kafalarda..Ben kendi kafamdakileri çözmek için yol alıyorum sessiz sedasız.Kimseye bildirmiyorum.Bir gün koşabilmeyi ümidiyle, ufacık adımlarla, bazen tökezleyerek, bazen geri adımlar atarak, bazen de hamleler yaparak ilerliyorum kendi yolumda.Sonra şu sözü hatırlatıyorum kendime “Unutma ki sen seferle mükellefsin, zaferle değil”. Sefere çıktım..Zafere ulaşamasam da bir gün, zafer hayaliyle çıkılmış bir sefer benimkisi.Ve bundan tam bir yıl sonra zafere biraz daha yaklaşmış olmayı diliyorum sadece.Ve bir gün dört nala koşabilmeyi..

Şimdiki halim budur..

Bir Cevap Yazın