Beni Takip Edin !

IBM Türkiye gezimizin üzerinden bi hayli zaman geçmiş olsa da izlenimlerimi geç de olsa paylaşmak istedim.

Öncelikle belirtmeliyim ki bize sunum yapan ve ağırlayan herkes çok ilgili ve güleryüzlüydü.Geziden herkes memnun kaldı.Hatta sunumlar ve data center gezisi bittikten sonra bile FutureLearning 2010 konferansımız için beyin fırtınasını yine orada yaptık.Kısaca herşey için tüm çalışanlara teşekkürler.

Programımızın içeriği şu şekildeydi:

  • Arzu Gelgeç: Information Managment Strategy of IBM
  • Suat Kızıltaş: Global Technology Outlook
  • Serkan Şahin: IT Services nad Management
  • Data Center Turu
  • Jale Akyel: Kurumsal bir IT şirketinde çalışmak

Tabi ki çay-kahve molaları ve öğle yemeği ile günü tamamladık.

Arzu Hanım öncelikle Information Management’tan bahsetti.Başarılı bir bilgi yönetimi yapabilmek için kilit noktalar:

  • Strateji geliştir
  • Bilgi altyapısını hazırla
  • Yol haritası belirle (önce küçük projelerle başlanır.)
  • Bilgi Yönetişimi (kim hangi bilgiye ulaşabilir/değiştirebilir vb.)

Arzu Hanım bunların yanında data warehouse ve master data kavramlarından bahsetti.Benim ilgimi çeken özellikle master data management oldu.Yani önemli olan ve farklı kaynaklarda dağınık halde bulunan verinin toplanması ve etkin yönetimi.Ana verinin tek olması ve veri tekrarlarının önlenmesi.Kurumsal anlamda bu yapılmaya başlanmış ancak bence devletle diğer kurumlar da ortak bir çalışma yapmadan tam olarak etkin bir master data management gerçekleştirilemeyecektir.Günümüzde bu kadar çok veri varken artık veri tabanı yöneticiliği önemini yitirmekte.Esas olan elimizdeki bunca veriyi nasıl etkili kullanabileceğimiz sorusu ve buna üreteceğimiz cevaplar olmaktadır.

Arzu Hanım’ın sunumu daha çok kurumsal içerikli olduğundan Suat Bey’in sunumu hepimizin daha çok ilgisini çekti diyebilirim.IT sektöründe günümüzdeki gelişmeler, inovatif çözümler ve gelecek 10 yılda IBM’in odaklanacağı konular.İlgimi çekenlere kısa kısa değinmeye çalışacağım:

  • PC’lerin daha hızlı işleyebilmesi için günümüzde artık sadece işlemcilerin hızını arttırmak yeterli değil,yazılımların da daha az güç harcayacak şekilde tasarlanması gerekiyor
  • 3D integration: İşlemci teknolojilerinin 3 boyutlu hale getirilmesi
  • Optical interconnect: Sadece bilgisayarlar arası bağlantılarda değil, bilgisayar mimarisinin içinde de, hatta entegre devrelerin içinde de optik bağlantılarla daha hızlı iletim sağlanması
  • Farklı malzeme kullanımı: Geçmişten günümüze IT sektörünün kullandığı elementler her geçen gün artmış ve değişmiş.Sunudaki periyodik cetvelde neredeyse kullanılmayan element yok gibiydi.
  • Cloud Computing: Sıkça duymaya başladığımız bir terim.Web 3.0 ve 4.0 ile hayatımıza yerleşecek gibi.Tüm işlemlerimizi yapmak için sadece bir klavye ve monitor yeterli olacak.Sadece verilerin internet ortamında barındırılması değil, uygulamalarımızı bile internet üzerinden kullanıyor olacağız.Evet çok heyecan verici ve çok da uzak değil bence.
  • Açık standartlar: Tüm sistemlerin açık ve standartlara uygun olması çok önemli.Standardizasyon kaçış noktası değil hedef olmalı!
  • Virtualization: Sanallaştırma bir pc’nin birden çok pc gibi kullanılabilmesi, veya tam tersi.Ancak ölçeklenebilirlik sorunu çözülmeli.
  • Service oriented architecture: Platform ve katman bağımsız programlama.İleride uygulamalar işletim sistemi ve ara katmanlarla birlikte paketlenip satılacak.Böylece farklı donanımlara ait pc’lerde sorunsuz çalışabilecek.
  • Veri standardı: Günümüzde çok fazla veri üretiliyor ( kişi başına yaklaşık 1 TB).Ancak bu veriler standart formatta değiller.
  • Gelecek 10 yılda IBM’in odaklanacağı konular: Cloud computing,mobile web, exascale systems,service quality,nanotechnology,storage class memory,integrated optical interconnect,security technology,information analystic,prism.

Hepsi de ilgi çekici ve heyecan verici konulardı.Gelişmeleri yaşayıp göreceğiz.

Serkan Bey bize daha çok IT sektöründe kaliteli hizmet vermenin öneminden, dış kaynak alımından ve IBM’in bu alandaki çalışmalarından bahsetti.Pek çok kişinin sandığının aksine IBM artık donanım üreten bir firma değil ve gelirlerinin yarısına yakınını IT hizmetlerinden sağlamaktaymış.

Sunumlardan sonra Data Center’ı gezme fırsatımız oldu.Normal şartlarda görevliler dışında kimse giremiyormuş ama bizi özel izinle ve koruma eşliğinde gezdirdiler.Data center binanın en alt katında ve oldukça korumalı bir alanda.Yukarıda gördüğünüz resimdeki gibi büyük bir oda dolusunca büyükçe bilgisayarlar sıra sıra dizili.Hizmet verdikleri bazı bankaların bilgisayarları ise ayrı bir bölmede kilitli.Ortam oldukça gürültülü ve serin.Sıcaklık devamlı 22 derece civarında tutuluyor.Zemin kaplaması ve diğer donanımlar her türlü afet ve acil duruma uygun vaziyette hazırlanmış.Buradaki tüm verinin aynısı İzmir’deki data centerda yedekleniyor.Herhangi bir sorun yaşandığında burdaki bağlantıyı koparıp İzmir’den devam edilebilecek vaziyette bir sistem var.(Bir defa böyle bir durumla karşılaşmışlar ve sorunsuz devam edebilmişler.)

Data center gezisinden sonra güzel bir öğle yemeği yedik.Yemekhaneleri oldukça güzel, ferah, yemekler şahane, bir de üstüne canlı müzik var:) Ayda bir iki kez yapılıyormuş ve bizde denk geldik.

Yemekten sonra Jale Hanımla beraberdik son olarak.IBM’deki çalışma koşullarından,üniversitelerle ve STK’larla yapılan çalışmalardan bahsedip tüm sorularımızı yanıtladı.Çalışma ortamları çok güzel,sabah işe gelişlerde 1 saat opsiyonları olması güzel( mesela yarım saat geç geldiysen yarım saat geç çıkabiliyorsun),haftanın bir günü evden çalışma imkanı var vb.

Herşey böyle şahane görünüyordu da bu yazıyı yazmak için birkaç görsel aramak için dolandığımda herşeyin de bu kadar tozpembe olmadığını gördüm :) Umarım böyle kaliteli bir şirket çalışanlara da gereken önemi vererek bu alanda bir öncü olur.

Jale Hanım’ı da toplantı için yolladıktan sonra biz de toplantı salonunda konferansımız için beyin fırtınaları estirdik:) Ayrıca dersleri işin mutfağında işlemek pek de zevkli oluyor açıkçası.

Bir Cevap Yazın